1. Ana Sayfa
  2. DENİZ KÜLTÜR
  3. Ben Bir Türk Zabitiyim – Mustafa Ertuğrul

Ben Bir Türk Zabitiyim – Mustafa Ertuğrul

kapak
1

Milli Uçak Gemisi yapımının söz konusu olduğu şu günlerde tarihte bir Osmanlı subayı unutulmuştur. Dünya savaşını anlatan tarih kitaplarında Ben My Chree gemisi tek cümle ile yer alır:” Tarihte Batırılan ilk Uçak Gemisi” 114 metre uzunluğunda 14 metre genişliğinde ki bu dev gemi güvertesinde ki uçaklarla birlikte 1916 yılında Meis adasına gelmiş yanında bulunan 2 savaş gemisiyle birlikte denizden Antalya’yı topa tutuyordu.

Karşısında ise 24 yaşında gencecik bir Türk subayı ve emrinde ki 30 askeri ile gemi batırmak için oldukça düşük kalibreye ve menzile sahip 4 tane 7.7 inçlik Erhard Dağ Topu vardı.

İngilizlerin ateş gücü yanında oyuncak silah gibi kalan 4 dağ topuna komuta eden bu genç Teğmen, İngilizlerin aklının ucuna dahi gelmeyecek bir şey yapar tam iki ay boyunca yolun olmadığı dağlardan 4 dağ topunu ve onlarca top mermisini geçirerek Meis adasının tam karşısındaki buruna yerleşir.

deniz-kultur - my chree - Ben Bir Türk Zabitiyim - Mustafa Ertuğrul

Batırılışı ve Sonrası

27 aralık 1916 tarihinde olacaklardan habersiz Ben My Chree, Meis limanına demirlemiştir. Genç teğmenin emriyle ateşlenmeye başlayan Türk toplarından ilk salvoda sadece biri isabet kaydeder. Ancak 2.salvoda 4 top mermisinden 3’ü uçak gemisinin kıç tarafında yakıt tankına isabet eder ve Ben My Chree büyük bir gürültüyle batmaya başlarken baş kısmında ki topları türk bataryasına çevirse de ateş etmeye fırsat bulamaz sadece 36 dakika içinde Ben My Chree savaş dışı kalmıştır.

Tarihe ilk defa uçak gemisi batıran asker olarak adı yazılan bu genç teğmenin adı Giritli Mustafa Ertuğruldur. Mustafa Ertuğrul’un bataryası kısa zamanda 200’den fazla çeşitli büyüklükte ki su aracını batırır. 1917 yılının sonlarına doğru artık İngiliz ve Fransız donanma raporları, Türk kıyılarındaki €œçılgın bir Türk bataryasından bahsetmektedir.

Ne zaman nereden çıkacağı belli olmayan bu bataryanın menziline girmemek için kıyının açığından giden düşman savaş gemileri, düzenli olarak türk yelkenlilerini batırıyor, köyleri bombalıyordu. Mustafa Ertuğrul gözünü bu defa türk topraklarını bombalayan Aleksandra ve Paris II savaş gemilerine dikmiştir. Bataryasının menziline düşman gemileri yaklaşmadığı için eli kolu bağlanan Mustafa Ertuğrul, basit ancak etkili bir plan yapar. Bulunduğu yerden ayrılarak bilinmeyen bir yöne gidiyormuş gibi yapan Türk bataryası aslında Antalya’nın Ağva koyuna gizlice girer ve kamufle olarak pusuya yatar. Koyun ortasına sahipsiz bir yelkenli bırakan Mustafa Ertuğrul, Fransız Kruvazörü Paris 2’yi koya çeker sakin koyda ki yelkenliye yanaşan Paris II kruvazörüne bir anda Mustafa Ertuğrul’un mermileri yağmaya başlar.

145 mermiden 110’u gemiye isabet ederken 18 dakika içinde ne olduğunu anlayamayan Paris II, homurdanarak batar. Aleksandra kruvazörü ise Paris II ‘yi koyda bırakarak kaçar. Fransızlar bu utanç verici darbenin intikamını almak için aralıksız Türk yerleşim birimlerini bombalar.

Mustafa Ertuğrul bu defa gözünü Aleksandra kruvazörüne dikmiştir. Artık kıyıya yaklaşmaktan korkan bu gemiyi başka bir şekilde avlayacaktı. Herhangi bir yelkenlinin kaburgasını kaplayan iç tahtaları sökülerek, mümkün mertebe fazla miktarda dinamit kaburga aralarına döşenmiştir. Tam merkezine de bir top fünyesi yerleştirilmiştir. Fünye halkası bir telle portakal sandıklarından birisinin altına bağlanıp, kaburgalar tekrar çakılarak düzen hazırlanmıştır.

Birbirine bağlı sandıklar mutlaka bir vinç yardımıyla kaldırılacaktı ki, fünye dinamiti ateşleyip geminin batırılmasını sağlayacaktı. Mustafa Ertuğrul ve askerleri uzun çalışmalarla bu tuzaklı gemiyi özenle hazırlamış ve içini portakal ile doldurarak açık denize Aleksandra’nın göreceği bir noktaya kadar  getirilmiştir. Korumasız yelkenliye Aleksandra yönelince, Türk askerleri gizlice denize atlamış ve karaya kadar yüzmüştür.

Aleksandra bu başıboş portakal doluyu gemiyi görünce tedirgin olmuş önce top atışları yapmış sonra ise birkaç denizciyi indirerek kontrol etmiş ve gemi doktoruda portakalların zehirli olup olmadığını incelemiştir.

Herşey normaldir portakal sandıklarını kendi gemilerine taşımaya karar veren gemiciler son sandığı kaldırdıklarında büyük bir patlamayla suya dökülürler. Dünya Savaşı bittiğinde, Mondros Mütarekesi gereğince, işgal edilen Anadolu topraklarında, tüm silah ve cephaneye el konuldu. Topların kamaları söküldü. O tarihlerde Aydın bölgesindeki birlikleri denetlemekle görevlendirilen Ben My Chree‘nin eski komutanı Charles Samson; Gösterdiği kahramanlıktan dolayı bu batarya toplarının kamalarını sökmek askeri şerefe aykırıdır€ diyerek, Mustafa Ertuğrul€™’un bataryasına dokunmaz. Askeri tarihe bu onurlu Türk askeri tarihteki ilk uçak gemisi batıran topçu asker olarak geçmiştir.

Yorum Yap

Yorum Yap